Gazetemizde yayınlanan “İhanet Anketi” haberinden sonra son derece ilginç tepkiler aldık; yurttaşlarımız Türk topraklarına el uzatanlara adeta kin kustular.
Enteresan olan Türkiye’nin en yüksek tirajlı gazetelerinin istihbarat şeflerinin bu haberi gazetelerine taşımak konusunda göstermiş oldukları tepkidir.
En çok satan (!) gazetemiz konudan haberdar olduklarını, anketin düzmece olabilme ihtimali karşısında yayınlamama kararı aldıklarını ifade ettiler.
Magazin dünyasının düzmece yaşamları ile sayfalarını doldurmaktan çekinmeyen gazeteler, ulusun birinci gündemi ile ilgili gerçek bir haberi yayınlamaktan kaçınıyorlar, neden acaba!..
Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nin Diyarbakır’da ele geçirdiği “İhanet Anketi” açığa çıkmıştır, birileri ne kadar engellerse engellesin şimdi de bu çalışmanın arkasında hangi gücün olduğu açığa çıkacaktır.
Kimileri bu işi fazla büyüttüğümüzü düşünüyor, “canım alt tarafı bir anket işte ne olacak ki” diyorlar,
Kimileri de “fazla zıplama, bir top beze sarıp yerin yirmi metre altına gömerler adamı” diyor…
Fena halde şaşırmış durumdayız; boş mu versek yoksa korksak mı, bir türlü karar veremedik..
Gerçekleri Söylemekten Korkmayacağız
Türk ulusunun artık gerçekleri duymaya ihtiyacı var; gerçekleri söylemekten korkmayanların varlığına ihtiyacı var.
Hakimiyet-i Milliye geleneği cesareti ve doğruluğu haykırıyor tarihten bu güne; cesaret ve doğruluk bizim alın yazımız.
Doğruları konuşmanın tam zamanıdır:
Bu topraklar Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana en savunmasız ve çaresiz günlerini yaşamaktadır.
Fransız kurşununa, Yunan süngüsüne, Arap hançerine göğsünü siper eden bu millet; işgalcinin 21. yüzyıldaki topyekün saldırısına kurşunsuz, süngüsüz, hançersiz teslim olmuştur.
Okullarıyla, vakıflarıyla, çok uluslu şirketleri, işbirliği örgütleri, misyonerleri, beslemeleri, işbirlikçileriyle namahremimize uzanan bu kara eller artık bitirici vuruş için hazırlanmaktadır.
Anket Nedir, Ne İşe Yarar?
Bilimsel anket çalışmaları, hedef kitlenin özelliklerini taşıyan daha küçük ve ölçülebilir bir temsili grup ile yazılı ya da sözlü mülakat yapılarak; kitlenin genel eğilimlerini derinliğine sorgulama ve ölçme amacını güder.
Siyasal içerikli anketler topluluğun nabzını tutar, taleplerini, beklentilerini ve eğilimlerini anlamaya çalışır.
Amerika ve Avrupa Birliği’nde anket çalışmaları son derece önemlidir.
Avrupa Birliği anketle kurulmuştur desek yalan olmaz.
Her gelişim evresinde kamuoyu düşüncesi anketler aracılığıyla ölçülür, analiz edilir; yeni politikalar bu sonuçlar üzerine kurgulanır.
Anket bir öncüdür, ana eylemin içeriğini, yöntemini ve zamanlamasını belirler.
Gazetemizin ortaya çıkardığı “İhanet Anketi” derinlemesine sorgulandığı zaman bu anketin aslında Türkiye’nin bölünmesine yönelik bir fizibilite çalışması olduğunu göreceğiz.
Güneydoğu nüfusunun genel sosyopolitik özelliklerini temsil eden kitle üzerinden yürütülen mülakat sonucunda, ortaya çıkacak olan bölge halkının genel karakteristiği, talepleri ve eğilimleridir.
Ne sıklıkta camiye gidildiğinden tutun da evde bulunan telekomünikasyon cihazlarının envanterine kadar derinlemesine bir fizibilite çalışmasıdır.
Bir örnek olarak, Soros modeli kalkışmaların tamamı toplumun bu şekilde masaya yatırılıp incelenmesi sonucu amacına ulaşmıştır diyebiliriz.
Anketi Kim Hazırladı?
Anketin kimler tarafından hazırlandığı, çalışmanın Türkiye’nin hassas coğrafyasında hangi siyasal gücün gözetiminde dört koldan yürütüldüğü şu an için esrarını koruyor.
Anket üzerinde bulunan MES kısaltmasının, “Middle Eastern Studies” olabileceğine yönelik bir tahminimiz var, biliyorsunuz özellikle bölge ile ilgilenen ABD ve AB üniversite ve araştırma kuruluşlarının bu işin arkasından çıkma ihtimali çok yüksek.
Şu an için sadece anketin içeriğine bakarak bir fikir sahibi olmak mümkün.
Soruların yapısını incelediğinizde bunların dış merkezler tarafından hazırlanmış olduğunu kolayca anlayabiliyorsunuz. Örneğin :
Q-12. Hangi idari birim sizin gibi insanları daha iyi temsil ediyor. Ankara’daki hükümet mi, yoksa yerel idare (belediye) mi?
sorusundaki “Ankara’daki hükümet” ifadesine dikkatinizi çekerim.
Türkiye’de “Ankara’daki hükümet” şeklinde bir ifade kullanılmaz.
Sormak lazım Türkiye’de Ankara’dan başka yerde hükümet mi var?
Sadece Kurtuluş Savaşı döneminde bir İstanbul hükümeti mevcut olduğu için Ankara hükümeti denmekteydi.
“Ankara Hükümeti” sözünü telaffuz edenlerin, “AB yolu Diyarbakırdan geçer” diyenlerin kan kardeşi olduklarını, hedeflerinin ise Diyarbakır’da ikinci bir hükümet kurmak olduğunu asla unutmayınız.
Dikkat edin, neden acaba AB yetkilileri Ankara’dan sonra bir de Diyarbakır’ı ziyaret etmek ihtiyacı duyuyorlar?
Bu sürecin ne şekilde gelişeceğini de göstere göstere söylüyorlar: “Ankara’daki hükümet mi, yoksa yerel idare mi?”..
Yerel yönetimlere özerklik, daha çok yetki aktarımı, merkezi devlete hayır çığlıkları boşuna atılmadı.
Önce merkezi Türk Devleti sınırlanacak, yerel yönetimler bağımsızlaştırılacak ve geliştirilecek; ikinci hükümete sıra ondan sonra gelecek.
Bakınız distiribütör aynı zamanda başbakan kişi bu süreci nasıl da müjdeliyor, “Türkiye eyaletlere ayrılacak” diyor, ilanlarla Türkiye’den özerklik isteyenlere umut veriyor.
Anket çok önemli, çünkü işgalcinin ve yerli işbirlikçinin Anadolu üzerindeki tüm niyetlerini ve harekat planını ortaya koyuyor.
Şu soruyu dikkatli okuyun :
Q-23. Yaşadığınız topraklar Kürt devletine ait olacak olsaydı, Kürt devletinin kurulmasının destekler miydiniz?
“Olsaydı” ile “olacak olsaydı” demek arasındaki nüansa dikkat ediniz.
“Yaşadığınız topraklar Kürt devletine ait olsaydı” bir varsayımdır, ama “Yaşadığınız topraklar Kürt devletine ait olacak olsaydı” bir vaattir.
Açıkça şu soruluyor: yaşadığınız topraklarda Kürt devleti kurmaya girişirsek bizi destekler misiniz?..
Anadolu’da bir kürt devlet kurmak siyasal kurgusunu ve altyapısını tamamlayanlar bu aşamada halk tabanından alacakları desteği ölçümlemeye çalışıyorlar, bu aşama son aşamadır.
Anlaşılıyor ki tüm ön koşullar yerine getirilmiş, geriye sadece harekete geçirilecek topluluğun mobilize edilmesi için doğru zamanlamayı beklemek ya da doğru zamanı yaratmak kalmış..
Bu önemsiz gibi görünen ve toplumsal alışkanlıklarımız nedeniyle çabuk unutulmaya mahkum görünen haber, aslında gözünü Anadolu toprağına dikmiş emperyalizmin harekat planını ele vermektedir; umuyoruz ki ehil eller bu bilgiden faydalanacaktır
“İhanet Anketi”ni yaygın medya kanallarından duyamayacaksınız, televizyonunuzdan izleyemeyecek, gazetenizden okuyamayacaksınız.
Çünkü Türkiye’nin gündemi de, siyaseti de, ekonomisi de kontrol altında, rehin durumda.
Gücünü ulusun iradesinden değil, nemalandıkları odaklardan alanların egemen olduğu tepeden inmeci ve totaliter bir bulut, kapkara çökmüş ülkenin üzerine, güneşi gökyüzünde aramayın boşuna…
Güneş kalbinizde, ruhunuzda, vicdanınızda, asil kanınızda..
Tarih kahramanlıklar ve ihanetler ile bizlere bu günü sundu.
Bundan sonra tarihi biz yazacak, geleceği yapacağız,
Kahramanlıklar ve ihanetlerle…
Kahraman ile hainin farkını, nerede duracağımız belirleyecek…
Türk Ulusu’nu yüceltmek, ileri uygarlığın üzerine çıkarmak ve bu yüceliği tüm insanlarla paylaşmak ülkülerin en büyüğüdür.
Kemalistler bu büyük ülkünün gerçek kılınması için siyasal çizgisi ne olursa olsun tüm vatanseverleri birlikte çalışmaya çağırmaktadır.
Bizi bizden uzak tutan tüm sahte yargıları kafamızda sileceğiz.
Ulusal ülkümüzü, toplumsal felsefemizi yeniden hatırlayacak, yeniden inşa edeceğiz.
Ulusu tek vücut olarak birleştireceğiz.
Düşmanımızı bileceğiz.
Türk Milleti, bu gün namus günü.
Türk Milleti, bu gün kavga günü.
UYAN!..